8 Kasım 2010 Pazartesi

Hayatımızdaki Eksik Minareler


Hafta sonu gitmek istediğim fakat yer bulamadığım Kırmızıgül'ün "Newyorkta Beş Minare" filmine bu akşam gittim. Filmden bahsetmeden önce mısır olayından bahsetmek istiyorum. Bundan sonra sinemada sadece kendime değil sağıma ve solumada bilet alıcam, sağım solum boş oturacağım! Sağ tarafımdaki "mal" filmin ilk yarısının yarısına kadar elinde çöp kovası şeklindeki ağzına kadar dolu bir kapta mısır yedi, anlar diye suratına baktım ama nafile! Sinemada mısır yemek nasıl bir iştir, kimin icadıdır bilmiyorumda gereksiz bir özentilik gibi geliyor bana! Hani adet yerini bulsun hesabı. Evinde film izlerken ne yersen ye ama sağın solun önün arkan insanlarla doluyken o çekmeyen radyo sesini neden çıkartıp milleti rahatsız ediyorsun ki?!

Sinemaya gitmeden önce gideceğim filmin eleştirilerini okumam, gittikten sonra okur katılır ya da katılmam. Bu film ile ilgili eleştirilere baktığımda da, kırmızı gül'e biraz haksızlık edilmiş gibi, filmi beğendim açıkçası, haluk bilginer'in oyunculuğu herzamanki gibi olağanüstü muhteşem. Mustafa sandal ise polis rolünde, zaten hatırlayacaksınız "unuturum anla biraz" klibinde de belliydi böyle rolleri sevdiği. Film anlatmayı sevmiyorum o yüzden burada kesiyorum.

Ama sadece bir sahneden bahsetmek istedim, (bu yazıyı yazmamın asıl sebebide bu aslında), filmde bir sahnede; sünnete uygun giyinen, sakallı bir adam için, arka koltuktan : - çık çık çık şuna bak ya! diye bir mırıldanma geldi, bu insanlarla ne alıp veremedikleri var bilmiyorum, sanki kendi dedesi pierre cardin'den giyinip cuma namazına kol düğmelerini takıp gidiyordu. Küçük prens diye bir kitap var okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaklardır.. Film güzel, tavsiye ederim.

4 yorum:

Pink Freud dedi ki...

Sadece romantik komedilerde mısır yenilmesine izin verilmeli bence.

Eski Milenyum dedi ki...

film türünden ziyade ellerin yağlanıyor mısır yerken. hoşlanmıyorum. evde filmi durdurup ellerini yıkayıp dönüp play'e basıp kaldığın yerden devam edebiliyorsun. Sinemada bir dakika durdurun! ellerimi yıkayıp geliyorum diyemiyorsun. Kola içilir ama bak..

Adsız dedi ki...

bence kola da icilmez, bu sefer gegirti sesleri ile dolabilir sinema!!!:))

derya dedi ki...

hiç anlamıyorum. ne gerek var illa bir şey atıştırmaya? önceden daha tahammülsüzdüm şimdi ne yazık ki kabullendim. filme odaklanmamı engellediği için nefret ediyorum sinema salonunda bir şeyler atıştıranlardan