17 Ocak 2010 Pazar

“hayâtü’d-dünyâ”

“Dünyâ” kelimesi, Kur’ân-ı Kerim’de 115 yerde geçer Dünyâ kelimesinin kökü olan “ednâ ve türevleriyle birlikte bu sayı, 133’e yükselir “Dünya hayatı” anlamındaki “hayâtü’d-dünyâ” terkibi ise, 67 âyette kullanılır “Ednâ” kelimesi Kur’an’da küçük, az veya eksik (58/Mücâdele, 7; 73/Müzemmil, 20), daha uygun, daha münasip, daha yakın (2/Bakara, 282; 5/Mâide, 108; 33/Ahzâb, 51), daha değersiz, âdi, hayır yönünden daha az (2/Bakara, 61; 32/Secde, 21), yakın mekân, yer olarak daha yakın (30/Rûm, 3) gibi anlamlarda kullanılmaktadır

Kur’an dünya ile âhiret arasında bir tercih olursa, elbette âhiretin tercih edilmesini emrediyor Çünkü âhiret hayatı daha hayırlı ve daha kalıcıdır (93/Duhâ, 4) Dünya hayatını âhirete tercih edenler, uzak bir sapıklığa düşerler (14/İbrahim, 3) ALLAH’ın hükümlerine kulak vermeyip âhireti unutanlar, dünyaya karşılık âhireti satanlardır Böyle bir alış-veriş hiç de kârlı değildir (2/Bakara, 86) Müslümanlardan bazıları da âhiretlerini kazanmak için dünyalarını satarlar Kur’an, ALLAH yolunda cihad etmenin bu anlama geldiğini ve böylelerinin büyük bir sevaba kavuşacaklarını haber veriyor ALLAH yolunun şehitleri bu çok kârlı alış-verişin canlı örneğidir (4/Nisâ, 74)

Kur’ân-ı Kerim’e göre dünya hayatı, bir oyun (oyalanma) ve bir eğlencedir (6/En’âm, 32; 47/Muhammed, 36, vd), aldatıcı bir metâ (fayda, alınıp satılan şey) (3/Âl-i İmrân, 14, 185; 9/ Tevbe, 38, vd), geçici ve önemsizdir (4/Nisâ, 77) Dünya hayatı, yağmurla biten ve yeşeren, sonra da bir doğal âfetle yok olup giden ekin gibidir (10/Yûnus, 24; 18/Kehf, 45) Oyun, oyalanma, eğlence ve bir süs olmasının yanı sıra; mal ve çocuk bakımından bir övünme ve bir çoğalma yarışıdır O, aldatıcı bir geçinme aracıdır (57/Hadîd, 20) Mal sahibi olmak, çocuk edinmek ve diğer sahip olunan şeyler, aslında dünya hayatının süsüdür Ancak, varılacak yerin en güzeli, mutluluğun en şahanesi ALLAH’ın katındadır (3/Âl-i İmrân, 14) Dünya hayatı, bu gibi özellikleriyle aldatıcı, oyalayıcı, gaflete düşürücü, asıl maksattan uzaklaştırıcı, gelip geçici ve vefâsızdır

Din, dünyada yaşanır, âhiret dünyada kazanılır Dünya bir imtihan alanıdır, o yüzden dünyayı âhiret için yaşamalıdır Ebedî saâdet bu dünyada kazanıldığı için dünya hayatı çok değerlidir Kıymeti bilinmeli, ömür boşa harcanmamalıdır Kur’an’da dünya için “bugün” âhirete de “yarın” denilmiş, âhiretin bir gün kadar yakın olduğu ve ona azık hazırlanması istenmiştir (59/Haşr, 18) Bütün bunlarla birlikte Kur’an, dünyadan el etek çekilmesini emretmez “Yerde ne varsa hepsini sizin için yaratan ALLAH’tır” (2/Bakara, 29) buyurur Kur’an, bize çalışmayı emretmiş, dünya nimetlerinden meşrû şekilde istifade etmemizi tavsiye etmiştir: “Namaz kılındıktan sonra yeryüzüne dağılın ve ALLAH’ın lütfundan (nasibinizi) arayın ALLAH’ı çok zikredin/anın ki kurtuluşa eresiniz” (62/Cum’a, 10) Dünyadan nasibimizi unutmamamızı hatırlatır (28/Kasas, 77)

Kur’an’da “arz”, coğrafî, “dünya” ise dinî ve ahlâkî bir terim olarak yer almış; dünya kötülenir veya hafife alınırken kozmik varlığı değil; burada sürdürülen ve âhiret kaygısını geri plânda bırakan hayat tarzı kastedilmiştir Dünya, sahih hadislerde de bu anlamda kullanılır Kur’an’da kötülenen dünyadan maksat, madde ve şahsî çıkardır Mal, mevkî, şehvet, lüks ve israf gibi tutku ve eğilimler kınanırken; mânevî değerlere ve uhrevî hayata bağlılık gösterilmesi istenmiştir

Hiç yorum yok: