31 Mayıs 2009 Pazar

Tefviznâme


Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Ârif anı seyreyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

devamı için tıkla

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. (r.a.)
(Marifetnâme)

Milk Eleştirisi


Çocukluğumdan beri pazar günlerini sevmem. Genelde babam evde olur, onu sevmediğim içinmi bilmiyorum ama çok kasvetli ve bunaltıcı bir gün bana göre. Bugun herşeyi bir kenarı bırakıp film izlemeye karar verdim. Sinemaya gitmek dışında evde film izlediğim nadir, sevmediğimden değil yoğun olduğumdan, engin bak şunu izle engin al bak bunu da izle, engin bu filmi mutlaka izlemelisin diye elime sıkıştırılan divxlerin sayısı baya bir çoğaldı... sürü divx arasından elime Milk geldi. Evet şu Gus Van Sant imzalı "ödüllü" filmimiz.

Öncelikle şunu söyleyeyim, Sean Penn en sevdiğim sinema oyuncusuydu bu filme kadar. Dead Man Walking filminde tanımıştım kendisini sonra da diğer filmlerini edindim. Oyunculuğu dışında özel hayatıylada "kalite adam" dediğim biriydi. Irak savaşı ile ilgili olarak "biz oradaki hastaneleri ziyaretimiz sırasında uyuyan çocuklar rahatsız olmasın diye kapıları sessizce ve dikkatlice kapatırken, şimdi bomba sesleriyle uyanıyorlar" diye savaş karşıtı olduğunu açıkça ortaya koymuştu. Bu tepkisiyle Sean Penn 10 kat dahada büyümüştü gözümde...

Sean Penn'in böyle bir filmde ve böyle bir rolde oynaması beni şaşırttı ve hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Kendisine olan sevgim ve saygım minumuma indi...

Son dönemlerde "Gay"liğin yada eşçinselliğin normal birşey olduğu saçmalığı bilinç altımıza yerleştirilmeye çalışılıyor. Bu pis hastalık iyi bir durummuş gibi reklamı yapılıyor, sinemaya, kitaplara yansıtılıyor. Yok efendim yeni dünya düzeninin getirdiği şeyler, yok efendim yeni akımların oluşması dünyayı zenginleştirmez mi, bireylerin kendi özgür seçimleri cinsel tercihleri gibi cümleler kuran insanlarda miğdemi bulandırıyor!

Arkadaşımın söylediğine göre, bu pisliğin farkında olan büyük usta clint eastwood milk filminin ödül alacağını duyunca bunu protesto edip ödül gecesine gitmekten vazgeçmiş. Filmin yönetmenimi yada yapımcısımı ne ödül töreninde "dünyanın birçok yerinde gay arkadaşlarımız var ve çok zorluk çekiyorlar, bu ödülü onlar için alıyorum" demiş...

Bazı çevrelerde clint eastwood ile aynı fikirde olup, bize "dar görüşlü, geri kafalı, yobaz" derler kaygısıyla bu düşüncelerini gizleselerde, dinsizliğin modernizm olarak yansıtıldığı şu yüzyılda eşcinselliğide normal bir durummuş gibi bize yutturulmaya çalışılması çok lanet bir durum!

Bir filmin ödül alması o filmin iyi bir film olduğu anlamına gelmez, bu konuyla ilgili bir köşe yazarının birkaç cümlesi gerçekten çok doğru : "Eğer ki “eşcinsellik” ya da “Yahudi soykırımı” üzerine bir film yapmışsanız, ne Oscar'dan ne de dünyanın batı yarımküresindeki diğer prestijli yarışmalardan asla eli boş dönmezsiniz." (ALİ MURAT GÜVEN)

Bizim toplumumuzda nedense böyle bir hava var, en çok satılan kitap, en çok ödül alan film tercih ediliyor, bir kitabevine gidin en çok satanlar diye bir bölüm göreceksiniz, o rafı hiç satılmayan kitaplarla doldurun inanın bana o raf bir haftada boşalır. Çünkü adı "çok satanlar"dır... Anlata biliyor muyum?

Milk filmini izlemedim,
izlemekte istemiyorum!

...start

Bir Pazar günü, canınız da sıkkınsa bir blog açmak iyi gelebilir...