27 Aralık 2009 Pazar

...

24 Aralık 2009 Perşembe

Ne Olmaya Geldin?


18 Aralık 2009 Cuma

16 Aralık 2009 Çarşamba

14 Aralık 2009 Pazartesi

Konser CD'lerimi hediye ediyorum...




Arkadaşlar bir zamanlar gözüm gibi baktığım metal-rock katagorisindeki elimde bulunan video cdleri (konser kayıt, belgesel vb.) bizden geçti psikolojisi ile bloğumdan ücretsiz olarak paylaşmak istiyorum. Şehir dışından istek gelirse kargo ile gönderebilirim. Sevgiler saygılar efendim.


(Verirken ellerim titreyecek mi acaba, sanmıyorum...
Bir zamanlar benim için çok değerli olan bazı şeyler, şimdi hiçbirşey anlam ifade etmiyor. Şimdi benim için anlamlı olan şeyler ise umarım ileride değerini yitirmez, Allahü teala bizi doğru yoldan ayırmasın, bize gerçek dünyaya iman ile göçmeyi nasip ve müesser eylesin. Amin)



Listemiz Şöyledir Efendim:

Metallica Tv Show (Vh1, 22 Novembre) - Behind The Music
Nick Cave & The Bad Seeds
Deep Purple - Machine Head (Live 1972)
Monsters Of Rock 91 (VCD)
Blind Guardian - Imaginations Through The Looking Glass
Iron Maiden - Raising Hell
Metallica - Rock in Rio 2004 Disc 1
Metallica - Rock in Rio 2004 Disc 2
Slipknot - R0ck Am Ring
Metallica - Some Kind Of Monster Disc 1
Metallica - Some Kind Of Monster Disc 2
Metallica - Live Shit Disc 1
Metallica - Live Shit Disc 2
Death - Live in Los Angels
Stratovarius - İnfinite Visions
Kiss - Live in Las Vegas
Marlyn Manson - Guns, God and Government
Pink Floyd - Live in Venice 1989
Metallica - Dark Souls
Kreator - Live Kreation ***
Metallica - Live Earth 2007
Kreator - Live Wacken 2005
Ozzy Osbourne - Speak of the Devil 1982
Slayer - Belfort, France
Slayer - Rock Am Ring 2005
Slayer - Rock Am Ring 2007
Cradle of Filth - Live in Nottingham
Slayer - Live Intrision
After Forever - Live i Pinkpop 2004
Evanescence - Enywhere But Home 2004

Metallica - Clasic Albums
Sepultura - Under Siege - Live in Barconela
Guns N Roses - Live
Jimi Handrix - 1969
Pink Floyd - Live in Pompei
Ac / Dc - "Let There Be Rock Live"


ÖNEMLİ NOT : 1 KİŞİ EN FAZLA 3 CD ALMA HAKKINA SAHİPTİR. TÜM CD FORMATLAR DIVXTIR. CDLERDE EN UFAK BİR ÇİZİĞE RASTLAMANIZ İMKANSIDIR.

27 Kasım 2009 Cuma

Her Neyse...

6 Kasım 2009 Cuma

kendini de unutsaydın!!!

kendini de unutsaydın. böyle bir cümle vardı değil mi? Kendini zeki sanan bazı ilk okul öğretmenlerinin öğrencilerini gerizekalı yerine koyup kurdukları bir cümle. hala böyle öğretmenler varmı bilmiyorum. bu konu ile ilgili bir anım var. Öğrenci hayatım boyunca bir kez dayak yedim, bunada dayak denmez gerçi, sol kulağımı çınlatan okkalı bir tokattı. sene 1993 / 2.sınıftaydım. hatta sınıfımda 2-D'idi. Güzel yazı defterimi evde unutmuştum, benim gibi güzel yazı defterini unutan birkaç arkadaşımızla, aynı saç kesim modellerimiz, mavi beyaz yakalı önlüklerimiz ile tahtadaydık, sanki çok büyük bir kabahat işlemişiz gibi bir hava oluştu. Öğretmenimiz güzel yazı defteriniz nerde dedi, bende kısık bir sesle evde unuttum öğretmenim dedim, kendini de unutsaydın!!! diye bağırdı sonra gidip masasına oturdu. Kendinide unutsaydın ne demek ya, böle salak böle mantıksız bi cümle olur mu ya? Kendimide unutsaymışım. Ne demek bu? Böle 30-40 saniyelik bir sessizlik oldu, masasından kalktı baştaki arkadaşımızdan itibaren tokat atmaya başladı, sıra bana geldiğinde korkarak gözlerimi kapadım, sonra malum tokat. kulağım bir saat çınlamıştır. Bendeki şiddet eğilimi buradan doğdu, ondan ben lise hayatım boyunca slayer dinledim :P Şaka bir yana şimdi düşünüyorumda nekadar psikopat bir kadınmış öğretmenimiz, sen kalk güzel yazı defterini evde unutun diye tokadı patlat. Ne kadar zalim'mişsin Cahide Çelik öğretmenim! Şimdi sizi bulsam merhaba hocam engin ben beni hatırladınız mı eski öğrencinizdim desem, sizde bana hatırlamıyorum unuttum deseniz, bende size şöyle okkalı bir tokat atıp ardından kendinide unutsaydın desem süper olur dimi? Keşke zamanım olsada bunu yapsam biraz eğlensem, hem eğlensem hem de ders versem :P

29 Ekim 2009 Perşembe

13 Ekim 2009 Salı

7 Ekim 2009 Çarşamba

benimde gençken saçlarım senin kadar uzundu!



Bugün zamanında ölürümde kestirmem dediğim saçlarımı kestirdim. Liseyi bitirdiğimden beri uzatıyordum, belime geliyordu. Öyle bir nedeni yok, sıkıldım sanırım. Herşeyden sıkıldım. Hep aynı. Kış geldi yine, kışta aynı. Başlarlar yine haberlerde; kar nedeni ile kapanan yollar, aşırı yağış nedeni suları altında kalan sokaklar, kurban bayramı, tavuk kurban olarak kesilirmi tartışmaları, aptal yılbaşı gösterileri, kömür fiyatları. Soba bot reklamları, içinizi ısıtacak'la başlayan sloganlar... Pöff... Zamanla çok şey değişiyor, lisedeyken aç kalıp slayer albumu alırdım, onlara gözüm gibi bakardım. Şimdi o CD'ler nerede hiç bilmiyorum. Saçlarım artık yok, o günlerden hatıra Arzu'ya bir parmak ördürdüm dün akşam, berbere onu kesme dedim. Hiç üzülmedim. i'm feeling good. Birde şunu söylemek istiyorum, benimde gençken saçlarım senin kadar uzundu (eminim öyledir) diye konuşurlar ya, ben kimseye benimde saçlarım senin kadar uzundu demicem.

29 Eylül 2009 Salı

tam bir türk :D


19 Temmuz 2009 Pazar

Miraç Kandiliniz Kutlu Olsun



“Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz o, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.” (İsra-1)

Miraç Kandiliniz Kutlu Olsun

12 Temmuz 2009 Pazar

sorma neden


4 Temmuz 2009 Cumartesi

2 Temmuz 2009 Perşembe

Digital Age temmuz-ağustos 2009


Digital Age temmuz-ağustos 2009 sayısı bugun elime geçti. Bu sayıdaki konular :

- en iyiler / reklam sektörünün en yaratıcı ajansları
- terminatör geri döndü!
- comscore verileri ilk kez digital age'de
- türkiye internet reklamcılığı tarihi
- pazarlama yöneticilerinin açılış sayfaları
- röpörtaj / hayko cepkin: kullanmadığım halde facebook'tan sıkıldım (bende!!!)
- google'ın ötesinde arama: post - googlizim

ayrıca "Scott Fox - İnternet Zenginleri" diye bir kitap hediye olarak veriliyor dergi ile birlikte.
Göz gezdirdim işi internet olanların arşivinde bulundurması gereken bir kitap. Şirketlerin gizlilik politikası üzerine bir yazı var mesela dikkatimi çeken gerçekten güzel.

1 Temmuz 2009 Çarşamba

fuck facebook.


geçen eski bir arkaşımla karşılaştım; sana faceebooktan mesaj attım cevap yazmadın dedi. ofis muhabbetlerinde de facebooktan bak falan gibi cümleler kuruldu. ya özür dilerimde sokayım facebook'a. benim facebookum yok arkadaşlar, olmasınıda istemiyorum. Birde olmadığını söyleyince böyle abuk sabuk tepkiler alıyorum, aaa yok mu gerçekten? Ben diye başka insanlarla muhattap olmayın. Beni bilen bilir.
Ulaşmak isteyende nasıl ulaşıcağını bilir. abuk sabuk mevzular.

Cennetteki Konserinde Görüşmek Üzere...

Efrasiyab'ın Hikayeleri

4 gün önce değerli bir arkadaşım tarafından bana hediye edilen bu kitabı onca işimin olmasına rağmen 2 gün içinde bitirdim, yazarı İhsan Oktay Anar olan, fantazi/masalsı türündeki bu kitap gerçekten muhteşem. Hani kalıp bir laf vardır ya hemen hemen her kitabın arkasında yazar "elinize aldıktan sonra bırakamayacaksınız bir solukta okuyacaklsınız " diye işte öyle oldu :) bugune kadar okuduğum kitaplarda rastlamadığım bir heyecana ve tada rastladım bu kitapta ve yazarın diğer kitaplarının peşine düştüm. wikipedia'dan edindiğim bilgiye göre yazarın aynı zamanda Puslu Kıtalar Atlası adlı kitabında da aynı kitaba atıflar mevcutmuş ve Mercan Dede adlı dj adını bu romandaki bir karakterden almış. (beni böyle bir yazarla tanıştırdığı için kendisine çok teşekkür ederim.)

Ferzan Ne Kadar Özpetek?

Can Dündar'ın çok konuşulan "Mustafa" filminden açıldı söz bugun, (filmi izlemeden bile) film hakkında uzun yorumlar ve anlamsız tartışmalardan, sonra Ferzan Özpetek' in son filmine de değinildi. Ferzan Özpetek filmlerini pek sevmem, hani şu "evli ve çocukları olan bir kadının", karşı binaya taşınan bir adamla olan ilişkisini anlatan "karşı pencere" adlı filminden de nefret ederim. Sevmesemde, bakalım bu sefer nasıl bir film yapmış acaba diye bilgi edinmek için biraz netten araştırdım. Kendi sitesinede girdim, site sadece iki dilde yayınlanmış. Hayır Türkçe - İngilizce olarak değil, ingilizce ve italyanca. Roportajlarında "Türklüğümle gurur duyuyorum" diyen Özpetek'in, kendi resmi sitesinde türkçe dil seçeneğine yer vermemiş olması ne kadar ilginç. Ayrıca sitesindeki fotoğraflarda Murathan Mungan'ın söz vermiş şarkılar albumundeki fotoğrafları ile hemen hemen aynı. Eliyle yüzünü kapatmış falan. Arkadaşıma gösterdim ''cinsel tercihleri aynı ya onla ilgili olabilir'' dedi. Bilmiyorum, burasıda bizi pek ilgilendirmiyor sanırım. Ama sitesinde türkçe dil seçeneği olmaması dikkatimi çekti, Sepultura bile sitesinde. " B R A S I L p o r t u g u ê s " dil seçeneği koyarak Brezilya'lı olduklarını belirtiyor, ve daha bir sürü örnek var. NOT: Bu yazıyı daha önce 04 Kasım 2008 tarihinde başka bir mecrada yayınlamış şimdi de kendi bloğuma almış bulunmaktayım.
Bu yukarıda gördüğünüz küçük jim carrey bizim sülalenin yaşça en küçük kahramanı :D kendisi benim kuzenim olur. Okullarında tatil olması ile bize geldi. Sanki 9 yaşında değil, kurduğu cümlelerle, olaylar karşısındaki tutumu duruşu falan beni gülme krizine sokacak kadar etkili. 9 yaşındaki çocuğun ne duruşu ne tutumu olacak demeyin, var diyorum :D Bugun akşam üzeri balkonda sohbet ettik biraz, çok güzel bir ışık vardı bende bir iki kare yakaladım :D Küçükken bize sorulan annenimi babanımı daha çok seviyorsun sorusuna benzer birkaç soru sordum :D Büyüyünce ne olucaksın dedim, büyümüş olucam dedi :D Action Man denilen nalet sert bir oyuncağı var adam her şekle giriyor :D Onu eline alıp sizinle savaştırabiliyor :D Akşam üzeri komşumuzun kızı (aynı zamanda arkadaşım) çıktı, aralarında şöyle bir diyalog geçti:
-Arzu : Hadi seni gölete götüreyim.
-Erce: Ne var orda?
-Arzu: Göl var.
-Erce: Biliyoz adından da anlaşılıyor :D

Gecenin şu saatinde gülme krizlerine sokuyor beni. Harbiden çocuk evin neşesi :D

Hadi Canım Sende!

TV ile aramızdaki ilişki ben salona girdiğim anda başlıyor ve ne zaman ekrana baksam şu dehşet verici sağır sultanın bile duyduğu ama duyması gerekenlerin duymadığı "Münevver Karabulut Cinayeti" ile ilgili haberleri görüyorum. Ah hala bulamadılar, vah hala bulamadılar... Siz kimi kandırıyorsunuz? 120 gündür süren bu olay İnterpol'e kadar dayanıyor ve hala sonuç yok! Sen hala "devlet" kavramını tartış dur. Bu olay bende olduğu gibi insanların devlete olan güvenini, sarsmaya, hukukun adaletin mi yoksa paranın mı üstün olduğunu düşündürmeye devam ediyor... Milyar dolarlar, tanıdıklar, bağlantılar devletleride aşıyor bak, yakında yüzüne estetik yapılarak katil'e benzetilen birini, işte katil bu! diyerek karşımıza çıkartırlarsa hiç şaşırmam. 2009 Türkiyesinden bahsediyoruz arkadaşlar, geçen yıllarda ülkemize ziyarete gelen yabancı bir bakan eşinin İstanbul'da çalınan çantası aynı gün içinde bulunup, çantanın içindekilerle birlikte eksiksiz bir şekilde sahibine teslim ediliyorda, normal bir yurttaşın başına gelen bir olay nasıl sonuçlanıyor peki? evet olay 5 sıralarında oldu memur bey, ben yürüyordum kaldırımda böle arkadan motorlu iki kişi ne olduğunu anlamadan çektiler ben düştüm tabi bir baktım çanta yok aaaaaaaaaa dedim :D:D:D

Zıplayıver Çekirge :D


Meclis önceki gece çıkardığı yasayla askerlerin sivil mahkemelerde yargılanmasının önünün açılması ortalığı karıştırdı. TBMM Başkanı Köksal Toptan’ın bile habersiz olduğu yasa değişikliği için CHP Anayasa Mahkemesine iptal davası açacak ve yürütmeyi durdurma isteyecek.

Akşam haberlerinde izlediğimiz, babamın "şu işe bak" diye sinirlenmesine neden olan bu habere yarım saat gülmüşümdür herhalde :) Türkiye Büyük Millet Meclisi Başkanı Köksal Toptan'ın çıkan yasa ile ilgili bir gazetecinin sorusuna "benim haberim yok" demesi inanılır gibi değil, sanki ABD senatosunda görevli de haberi yok, başkanı olduğun meclisten çıkan yasadan senin değilde kimin haberi olacak yahu! :D
Tamam anlıyoruz, bu yasayıda "oldu bitti"ye getirmeye çalışan Adalet(!!!) ve Kalkınma Partisinin bu yangından mal kaçırır gibi tutumumu da var ama yinede haberim yok demek "perfect" bir cevap :D

2 Haziran 2009 Salı

İzmir Reklamcılar Derneği - Bomerang 2009



inatla izmir!!!
İzmir Reklamcılar Derneği - Bumerang 2009


1 Haziran 2009 Pazartesi

Korsan Kariyer




Son zamanlarda başımı ne yöne çevirsem "gelecek burada yatıyor", "1 ayda web tasarımcı olun" ,"ingilizceyi ana diliniz gibi konuşacaksınız" , "bu paketle sistem mühendisi olun","iş garantili kariyer paketi" gibi gerek basılı işlerde olsun gerek internette olsun bu ve benzeri ilanlar görüyorum...

"reklam yasal yönden yalan söyleme sanatıdır" dedi geçen iletişim ve halkla ilişkiler okuyan bir arkadaşım. kesinlikle haklı bence...

İşin komik tarafı ise bu saçma sapan reklamlara inanan ve şu kriz döneminde bir iş bulurum umuduyla cebindeki son parayı bu kurslara veren insanların olması.

Bir sistem mühendisi olmak kolay mı? Adamın ömrü bilgisayar başında geçiyor. Kız arkadaşı bile kendisine zaman ayıramadığı için onu terkediyor, sosyal hayatı sıfıra iniyor, o yenilikti bu seminerdi... sen kalk 3-5 ayda sistem mühendisi olucaksın de adama. Bu işin içinde olanlar da benimle aynı fikirdedir eminim.

Yani ne denebilir ki? Hepimiz hergün birşeylerle uğraşıp birşeylerin peşinden koşuyoruz,
kariyer denen basamaklar bütünü, yüksek watlı ampülleri olan, projektörlü sınıfları olan binalarda mı oluşturuluyor? üstelik 3 ayda! (özür dileyerek söylüyorum ama ben buna çektir git derim!)

31 Mayıs 2009 Pazar

Tefviznâme


Hak şerleri hayr eyler
Zannetme ki gayr eyler
Ârif anı seyreyler
Mevlâ görelim neyler
Neylerse güzel eyler

devamı için tıkla

Erzurumlu İbrahim Hakkı Hz. (r.a.)
(Marifetnâme)

Milk Eleştirisi


Çocukluğumdan beri pazar günlerini sevmem. Genelde babam evde olur, onu sevmediğim içinmi bilmiyorum ama çok kasvetli ve bunaltıcı bir gün bana göre. Bugun herşeyi bir kenarı bırakıp film izlemeye karar verdim. Sinemaya gitmek dışında evde film izlediğim nadir, sevmediğimden değil yoğun olduğumdan, engin bak şunu izle engin al bak bunu da izle, engin bu filmi mutlaka izlemelisin diye elime sıkıştırılan divxlerin sayısı baya bir çoğaldı... sürü divx arasından elime Milk geldi. Evet şu Gus Van Sant imzalı "ödüllü" filmimiz.

Öncelikle şunu söyleyeyim, Sean Penn en sevdiğim sinema oyuncusuydu bu filme kadar. Dead Man Walking filminde tanımıştım kendisini sonra da diğer filmlerini edindim. Oyunculuğu dışında özel hayatıylada "kalite adam" dediğim biriydi. Irak savaşı ile ilgili olarak "biz oradaki hastaneleri ziyaretimiz sırasında uyuyan çocuklar rahatsız olmasın diye kapıları sessizce ve dikkatlice kapatırken, şimdi bomba sesleriyle uyanıyorlar" diye savaş karşıtı olduğunu açıkça ortaya koymuştu. Bu tepkisiyle Sean Penn 10 kat dahada büyümüştü gözümde...

Sean Penn'in böyle bir filmde ve böyle bir rolde oynaması beni şaşırttı ve hayal kırıklığına uğrattı açıkçası. Kendisine olan sevgim ve saygım minumuma indi...

Son dönemlerde "Gay"liğin yada eşçinselliğin normal birşey olduğu saçmalığı bilinç altımıza yerleştirilmeye çalışılıyor. Bu pis hastalık iyi bir durummuş gibi reklamı yapılıyor, sinemaya, kitaplara yansıtılıyor. Yok efendim yeni dünya düzeninin getirdiği şeyler, yok efendim yeni akımların oluşması dünyayı zenginleştirmez mi, bireylerin kendi özgür seçimleri cinsel tercihleri gibi cümleler kuran insanlarda miğdemi bulandırıyor!

Arkadaşımın söylediğine göre, bu pisliğin farkında olan büyük usta clint eastwood milk filminin ödül alacağını duyunca bunu protesto edip ödül gecesine gitmekten vazgeçmiş. Filmin yönetmenimi yada yapımcısımı ne ödül töreninde "dünyanın birçok yerinde gay arkadaşlarımız var ve çok zorluk çekiyorlar, bu ödülü onlar için alıyorum" demiş...

Bazı çevrelerde clint eastwood ile aynı fikirde olup, bize "dar görüşlü, geri kafalı, yobaz" derler kaygısıyla bu düşüncelerini gizleselerde, dinsizliğin modernizm olarak yansıtıldığı şu yüzyılda eşcinselliğide normal bir durummuş gibi bize yutturulmaya çalışılması çok lanet bir durum!

Bir filmin ödül alması o filmin iyi bir film olduğu anlamına gelmez, bu konuyla ilgili bir köşe yazarının birkaç cümlesi gerçekten çok doğru : "Eğer ki “eşcinsellik” ya da “Yahudi soykırımı” üzerine bir film yapmışsanız, ne Oscar'dan ne de dünyanın batı yarımküresindeki diğer prestijli yarışmalardan asla eli boş dönmezsiniz." (ALİ MURAT GÜVEN)

Bizim toplumumuzda nedense böyle bir hava var, en çok satılan kitap, en çok ödül alan film tercih ediliyor, bir kitabevine gidin en çok satanlar diye bir bölüm göreceksiniz, o rafı hiç satılmayan kitaplarla doldurun inanın bana o raf bir haftada boşalır. Çünkü adı "çok satanlar"dır... Anlata biliyor muyum?

Milk filmini izlemedim,
izlemekte istemiyorum!

...start

Bir Pazar günü, canınız da sıkkınsa bir blog açmak iyi gelebilir...